Dilşad Ergün Şerifoğlu (1997, İstanbul), üretim pratiğini zaman kavramı üzerine yürüttüğü kapsamlı araştırmalar doğrultusunda şekillendiren disiplinlerarası bir sanatçıdır. İstanbul’da doğup büyüyen Şerifoğlu, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde sanat tarihi ve geleneksel tekstil tasarımı alanlarında eğitim almış, akademik altyapısını üretim pratiğiyle bütünleştirerek araştırma temelli bir yaklaşım geliştirmiştir. Sanatçı üretimlerini İstanbul’daki atölyesinde sürdürmektedir.
Şerifoğlu’nun pratiği, zamanın kültürel ve mitolojik temsillerine odaklanır. Eski Türklerde zaman anlayışı, 12 Hayvanlı Türk Takvimi, mitolojik döngü kavramı ve Osmanlı minyatürlerinde burç tasvirleri ile, dokuma yüzeyini çağdaş bir düşünsel alana dönüştürmüştür. Dokuma, onun için yalnızca bir teknik değildir; iplik, hem bağlayan hem de çözülmeyi mümkün kılan bir metafor olarak kullanılır. Bilinçli olarak saçaklandırılan ya da çözülmeye bırakılan yüzeyler; eşik, dönüşüm ve yeniden inşa kavramlarını güçlendirir. Geleneksel halı ve kilim tekniklerini çağdaş bir görsel dil ile yeniden yorumlayan sanatçı, teknik ustalığı kavramsal bir çerçeveyle birleştirir.
Dilşad Ergün Şerifoğlu | El Dokuma Tekstil
140 x 110 cm
Dilşad Ergün Şerifoğlu (1997, İstanbul), üretim pratiğini zaman kavramı üzerine yürüttüğü kapsamlı araştırmalar doğrultusunda şekillendiren disiplinlerarası bir sanatçıdır. İstanbul’da doğup büyüyen Şerifoğlu, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde sanat tarihi ve geleneksel tekstil tasarımı alanlarında eğitim almış, akademik altyapısını üretim pratiğiyle bütünleştirerek araştırma temelli bir yaklaşım geliştirmiştir. Sanatçı üretimlerini İstanbul’daki atölyesinde sürdürmektedir.
Şerifoğlu’nun pratiği, zamanın kültürel ve mitolojik temsillerine odaklanır. Eski Türklerde zaman anlayışı, 12 Hayvanlı Türk Takvimi, mitolojik döngü kavramı ve Osmanlı minyatürlerinde burç tasvirleri ile, dokuma yüzeyini çağdaş bir düşünsel alana dönüştürmüştür. Dokuma, onun için yalnızca bir teknik değildir; iplik, hem bağlayan hem de çözülmeyi mümkün kılan bir metafor olarak kullanılır. Bilinçli olarak saçaklandırılan ya da çözülmeye bırakılan yüzeyler; eşik, dönüşüm ve yeniden inşa kavramlarını güçlendirir. Geleneksel halı ve kilim tekniklerini çağdaş bir görsel dil ile yeniden yorumlayan sanatçı, teknik ustalığı kavramsal bir çerçeveyle birleştirir.