TR | EN

Art Basel Doha – Küratöryel İzlenimler

Artopol, bu yıl ilk kez düzenlenen Art Basel Qatar’ı yerinde gözlemledi.

Mimari Vizyon

Doha’nın kültürel, mimari ve sanatsal iddiası, Jean Nouvel’in ışıkla örülmüş yapılarından Arata Isozaki’nin Sidra ağacını andıran kolonlarına, Louise Bourgeois’nin mekânlara yerleştirilen heykellerine kadar şehrin her köşesinde hissediliyordu. Şehir, hem uluslararası yıldız mimarların imzalarını taşıyan yapılarla hem de kültürel kurumlarıyla öne çıkıyor: Burj Doha (Jean Nouvel), Katara Towers (Raffles & Fairmont Doha), National Museum of Qatar (Jean Nouvel) ,Qatar National Convention Center (Arata Isozaki).

Doha’nın mimari vizyonu, ulusal kimliği sembolik formlarla yansıtırken aynı zamanda küresel ölçekte tanınan mimarların imzalarıyla uluslararası bir sahne kuruyor. Bu yaklaşım, şehri yalnızca ekonomik bir merkez değil, aynı zamanda tasarım ve kültürün vitrini haline getiriyor.

Fuar Atmosferi

Bu vizyon, Art Basel ile yapılan on yıllık anlaşmanın ilk edisyonunda küratöryel bir sahneye dönüştü ve bir bienal havasında geçti. “Bir galeri – bir sanatçı” modeliyle kurulan seçkiler, küratöryel bir fikir etrafında dönse de farklı sesler ve tonlar ortaya çıktı.

Galeri - Sanatçı Seçkileri

Art Basel Qatar’ın ilk edisyonunda Batılı galeriler güçlü isimlerle öne çıktı: Gladstone Alex Katz’ı, Hauser & Wirth Philip Guston’u, Gagosian Christo’yu, David Zwirner Marlene Dumas’ı, Mignoni Donald Judd’u, Matthew Marks ise Charles Ray’i sundu. Oryantal çizgide ise Gallery Isabelle Hassan Sharif’i, Tabari Hazem Harb’ı, Tanit Adel Abidin’i, Lelong Pinaree Sanpitak’ı, Perrotin Ali Banisadr’ı, Almine Rech Ali Cherri’yi ve Thaddaeus Ropac Raqib Shaw’u sergiledi. Klasik seçkilerde White Cube Baselitz ile, Aquavella ise Basquiat ve Picasso ile sahne aldı. Türk sanatçılar arasında Halil Altındere, Nil Yalter ve Kutluğ Ataman’ın görünürlüğü dikkat çekti.

Küresel Yerel Denge

Küresel ve yerelin gerçekten iç içe geçtiği bir fuar olan Art Basel Qatar’ın galeri listesi de bu dengeyi yansıtıyor; David Zwirner, Gagosian, Hauser & Wirth gibi uluslararası ‘blue-chip’ galerilerin varlığı, bölgeden sanatçılara gerçek bir odaklanmayla dengelenmiş. Fuar verilerine göre temsil edilen 84 sanatçının yarısından fazlası Güneybatı Asya ve Kuzey Afrika’dan geliyor ve belki daha da önemlisi, seçki bölgede aktif olan sanatçıları yansıtıyor.

Bu katılım, Doha’daki ilk Art Basel edisyonunda, aslında bir dengeyi ortaya koydu. Batılı galerilerin çağdaş ve modernist çizgileri, Oryantal seçkilerin kültürel derinliği, klasiklerin tarihsel sürekliliği ve Türk sanatçıların özgün katkıları bir araya gelerek çok sesli bir bütün oluşturdu.

Küratöryel Yönelim

Sanatçı Wael Shawky’nin sanat direktörü olarak atanması, fuarın ticari kaygılardan çok küratöryel bütünlüğe odaklandığını gösteriyordu. Vincenzo de Bellis’in sözleri bu yaklaşımı özetliyordu: “Art Basel, faaliyet gösterdiğimiz her yere özel olarak yanıt vermeye çalışıyor. Bu durumda, bölgeyle ilk etkileşimimizin daha odaklı olmasını, sanatçı ve onun kariyerine daha derinlemesine bakmamızı ve küresel izleyicimizle birlikte yeni bir izleyici kitlesine farklı bir deneyim sunmamızı istedik.”

Kurumsal Hedefler

Kurumsal satışların hedeflendiği bu edisyonda galeriler, hem tarihsel sanatçıları hem de güçlü üretimlere sahip genç sanatçıları getirerek eserlerin Doha’daki müzelere ya da Londra, New York, Riyad gibi merkezlerden gelen kurumsal koleksiyon ekiplerine ulaşmasını umuyordu. De Bellis’in ifadesiyle: “Art Basel, yaptığımız her şeyde müze kalitesini hedefler. Bu, büyük ya da anıtsal bir iş anlamına gelmez; biz bunu sanatçının kariyerindeki önemine göre tanımlarız.”

Sonuç

Doha, Art Basel ile yalnızca bir sanat piyasası merkezi değil; farklı coğrafyaların, estetiklerin ve tarihsel sürekliliklerin buluştuğu küratöryel bir sahne olarak kendini konumlandırıyor. Artopol’un yerinde gözlemleri, Şehir, sanatın diliyle kendi manifestosunu yazıyor: iddia, çeşitlilik ve denge.

KOLEKSİYONUNUZ

Koleksiyonunuz boş